Nur Nevra
Kullanıcı
Çıktısını almak için birkaç tane makale bulup hızlıca göz atar, eğer ilgilendiğim konuyla alakalı ise kaydederim. Az önce de bunu yaparken bir makaleye denk geldim. Giriş kısmındaki bir paragraf çok hoşuma gittiği için burada paylaşıp hakkında konuşalım istedim. Makalenin konusu papağanların doğadaki beslenme davranışları, besin tercihleri ile birlikte toksinlerle ilişkileri; saha çalışmaları ve bol analizlerle ele alınmış. Merak eden göz atabilir: https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3367951/
Bu arada 90'lı yıllarda yapılmış bir çalışma
Gelelim dediğim kısma:
224 arazi gözlemi yaptık; 17 türe ait, 8 cinse dağılan serbest yaşayan papağanların, bozulmamış bir tropik yağmur ormanında 102 ağaç türü üzerinde beslenmesini inceledik. Çalışma, iki kurak sezonda (Temmuz–Ağustos) ve bir yağışlı sezonda (Ocak–Şubat) gerçekleştirildi. Papağanların yediği ve yemedikleri bitki kısımları üzerinde laboratuvar analizleri yaptık ve omurgalılar için dolaylı bir ölçüt olarak tuzlu su karidesi (brine shrimp) ile toksisite testleri uyguladık.
Papağanlar tohum, meyve, çiçek, yaprak, kabuk ve böcek larvaları yediler; ancak diyetlerinin %70’ine kadar olan kısmı, farklı olgunluk evrelerindeki pek çok tropik ağaç türünün tohumlarından oluştu. Papağanların yediği bitki parçaları protein, yağ ve temel mineraller bakımından zengindi, fakat aynı zamanda potansiyel olarak toksik kimyasallar da içeriyordu. Tohumlar, diğer bitki parçalarına kıyasla daha yüksek protein ve yağ içerirken lif oranları daha düşüktü.
Üç türden oluşan büyük makavlar, mevcut ama yenmeyen bitki kısımlarına göre daha yüksek protein ve yağ, daha düşük lif içeren besinleri tükettiler. Makavlar ayrıca, fenolik bileşenleri daha düşük olan bitkileri seçtiler. Yine de, makavların yediği besinlerde ölçülebilir düzeyde toksisite vardı. Makavların mineral içeriğine göre bir beslenme seçimi yaptıkları gözlenmedi.
Ben kendi yorumumu burada yazmak istiyorum. Öncelikle en baştaki şu kısım aslında oldukça dikkat çekici: "...tohum, meyve, çiçek, yaprak, kabuk ve böcek larvaları yediler...". Bu, bizim duymaya alışık olduğumuz beslenme sisteminin biraz dışına çıkıyor. Tohum ve meyve tamam, hadi çiçek ve yaprak da anlaşılır ama kabuk ne? Böcek larvasını yiyiyorlar mı gerçekten? Aslında evet, kimi papağan için böcek ve benzeri omurgasızlar oldukça önemli bir besin kaynağı. Belki bir muhabbet kuşu yıl boyunca çok sınırlı, kimi dönem hiç böcek yemez. Ama mesela rozella papağanları (ki bunlar benim favori türümdür, ötüşleri ve renkleri muhteşem) için okaliptüs ağaçlarında yaşayan bir çeşit yaprak biti oldukça önemli bir besin kaynağı: Üreme zamanlarındaki beslenmenin %50'sini oluşturur.
Rozella papağanı
Ve kabuk, aslında bunu tam çözebilmiş değilim. Farklı birkaç yazıda daha ismi geçen kambiyum, ağaç kabuğunun altındaki ince ve aktif büyüme tabakasıdır. Hem besin açısından zengin hem kabuğu göre nispeten yumuşak olduğu için papağanların tercih etmesi anlaşılır birşey: protein, mineral ve az biraz da şeker içerir.
Kambiyumun yakınlaştırılmış görüntüsü
Burada adı geçmemiş olsa da sayılan besin maddelerine ek olarak kil, kayaç, toprak gibi mineral kaynaklı maddeleri de tükettikleri gözlemleniyor. Hem de yaygın bir davranış: Makavlar, parakeet türleri, Avustralya papağanları... Aslında sadece mineral kaynağı olarak değil toksin bağlama özelliği ve sindirimi düzenlemesi konusunda faydaları var papağanlar için.
Ara papağanlarının kil yerkenki ânı. Sıklıkla bu şekilde toplanıp "kil yalama" şeklinde isimlendirilen davranışı sergiliyor yani kil yiyiyorlar. Bu kil bölgelerine "Collpa" şeklinde bir isim bile verilmiş.
Küçük bir detaydan daha bahsetmek istiyorum. Yazıda geçen "...diyetlerinin %70’ine kadar olan kısmı, farklı olgunluk evrelerindeki pek çok tropik ağaç türünün tohumlarından oluştu..." cümlesinde "farklı olgunluk evrelerindeki" kısmına dikkat çekmememiz gerekiyor. Bu yalnızca ormanlık alanlarda yaşayan ve ağırlıklı olarak ağaç tohumlarıyla beslenen papağanlar için geçerli değil. Kurak bölgelerde yaşayıp çayır bitkilerinin tohumları ile beslenen muhabbet kuşu benzeri papağan türleri de aslında tohumları farklı zamanlarında, farklı olgunluk evrelerinde tüketirler. Ve bu farklı evrelerdr tohumların besin değerleri farklılık gösterir:
Yeşil/olgunlaşmamış: Yağ oranı en düşük hâl denebilir. Daha yüksek bir protein ve mineral içeriğine sahipken biraz daha zor sindirilebilir durumdadır.
Yarı olgu/yarı sert: Besin değerleri daha dengelidir. Hem protein hem yağ oranı yeşil tohumla olgun tohum arasındadır.
Olgunlaşmış tohum (kuş yemleklerinde bulunan hâl): Tohumların yağ açısından en zengin olduğu evredir. Lif oranı yüksek, sindirimi kolay ancak proteini biraz düşük.
Kimi papağan türleri yüksek enerji ihtiyacı için özellikle "tam olgun" tohuma ağırlık verilirken kimisi yüksek besin içeriğinden ötürü daha "az olgun" tohumları daha sık tüketir. Ama genel olarak tüm papağanlar yedikleri tohumları farklı evrelerinde tüketerek bir döngü oluşturur. Aslında evde hazırladığımız tohum filizleri bu yüzden bu kadar önemli. Kuşların doğada yaptıkları beslenme tercihi ile sağladıkları optimum diyeti evde taklit edebilmemize imkan veriyor.
Sizin bu alıntı hakkında yorumlarınız nedir?
Bu arada 90'lı yıllarda yapılmış bir çalışma
Gelelim dediğim kısma:
224 arazi gözlemi yaptık; 17 türe ait, 8 cinse dağılan serbest yaşayan papağanların, bozulmamış bir tropik yağmur ormanında 102 ağaç türü üzerinde beslenmesini inceledik. Çalışma, iki kurak sezonda (Temmuz–Ağustos) ve bir yağışlı sezonda (Ocak–Şubat) gerçekleştirildi. Papağanların yediği ve yemedikleri bitki kısımları üzerinde laboratuvar analizleri yaptık ve omurgalılar için dolaylı bir ölçüt olarak tuzlu su karidesi (brine shrimp) ile toksisite testleri uyguladık.
Papağanlar tohum, meyve, çiçek, yaprak, kabuk ve böcek larvaları yediler; ancak diyetlerinin %70’ine kadar olan kısmı, farklı olgunluk evrelerindeki pek çok tropik ağaç türünün tohumlarından oluştu. Papağanların yediği bitki parçaları protein, yağ ve temel mineraller bakımından zengindi, fakat aynı zamanda potansiyel olarak toksik kimyasallar da içeriyordu. Tohumlar, diğer bitki parçalarına kıyasla daha yüksek protein ve yağ içerirken lif oranları daha düşüktü.
Üç türden oluşan büyük makavlar, mevcut ama yenmeyen bitki kısımlarına göre daha yüksek protein ve yağ, daha düşük lif içeren besinleri tükettiler. Makavlar ayrıca, fenolik bileşenleri daha düşük olan bitkileri seçtiler. Yine de, makavların yediği besinlerde ölçülebilir düzeyde toksisite vardı. Makavların mineral içeriğine göre bir beslenme seçimi yaptıkları gözlenmedi.
Ben kendi yorumumu burada yazmak istiyorum. Öncelikle en baştaki şu kısım aslında oldukça dikkat çekici: "...tohum, meyve, çiçek, yaprak, kabuk ve böcek larvaları yediler...". Bu, bizim duymaya alışık olduğumuz beslenme sisteminin biraz dışına çıkıyor. Tohum ve meyve tamam, hadi çiçek ve yaprak da anlaşılır ama kabuk ne? Böcek larvasını yiyiyorlar mı gerçekten? Aslında evet, kimi papağan için böcek ve benzeri omurgasızlar oldukça önemli bir besin kaynağı. Belki bir muhabbet kuşu yıl boyunca çok sınırlı, kimi dönem hiç böcek yemez. Ama mesela rozella papağanları (ki bunlar benim favori türümdür, ötüşleri ve renkleri muhteşem) için okaliptüs ağaçlarında yaşayan bir çeşit yaprak biti oldukça önemli bir besin kaynağı: Üreme zamanlarındaki beslenmenin %50'sini oluşturur.
Rozella papağanı
Ve kabuk, aslında bunu tam çözebilmiş değilim. Farklı birkaç yazıda daha ismi geçen kambiyum, ağaç kabuğunun altındaki ince ve aktif büyüme tabakasıdır. Hem besin açısından zengin hem kabuğu göre nispeten yumuşak olduğu için papağanların tercih etmesi anlaşılır birşey: protein, mineral ve az biraz da şeker içerir.
Kambiyumun yakınlaştırılmış görüntüsü
Burada adı geçmemiş olsa da sayılan besin maddelerine ek olarak kil, kayaç, toprak gibi mineral kaynaklı maddeleri de tükettikleri gözlemleniyor. Hem de yaygın bir davranış: Makavlar, parakeet türleri, Avustralya papağanları... Aslında sadece mineral kaynağı olarak değil toksin bağlama özelliği ve sindirimi düzenlemesi konusunda faydaları var papağanlar için.
Ara papağanlarının kil yerkenki ânı. Sıklıkla bu şekilde toplanıp "kil yalama" şeklinde isimlendirilen davranışı sergiliyor yani kil yiyiyorlar. Bu kil bölgelerine "Collpa" şeklinde bir isim bile verilmiş.
Küçük bir detaydan daha bahsetmek istiyorum. Yazıda geçen "...diyetlerinin %70’ine kadar olan kısmı, farklı olgunluk evrelerindeki pek çok tropik ağaç türünün tohumlarından oluştu..." cümlesinde "farklı olgunluk evrelerindeki" kısmına dikkat çekmememiz gerekiyor. Bu yalnızca ormanlık alanlarda yaşayan ve ağırlıklı olarak ağaç tohumlarıyla beslenen papağanlar için geçerli değil. Kurak bölgelerde yaşayıp çayır bitkilerinin tohumları ile beslenen muhabbet kuşu benzeri papağan türleri de aslında tohumları farklı zamanlarında, farklı olgunluk evrelerinde tüketirler. Ve bu farklı evrelerdr tohumların besin değerleri farklılık gösterir:
Yeşil/olgunlaşmamış: Yağ oranı en düşük hâl denebilir. Daha yüksek bir protein ve mineral içeriğine sahipken biraz daha zor sindirilebilir durumdadır.
Yarı olgu/yarı sert: Besin değerleri daha dengelidir. Hem protein hem yağ oranı yeşil tohumla olgun tohum arasındadır.
Olgunlaşmış tohum (kuş yemleklerinde bulunan hâl): Tohumların yağ açısından en zengin olduğu evredir. Lif oranı yüksek, sindirimi kolay ancak proteini biraz düşük.
Kimi papağan türleri yüksek enerji ihtiyacı için özellikle "tam olgun" tohuma ağırlık verilirken kimisi yüksek besin içeriğinden ötürü daha "az olgun" tohumları daha sık tüketir. Ama genel olarak tüm papağanlar yedikleri tohumları farklı evrelerinde tüketerek bir döngü oluşturur. Aslında evde hazırladığımız tohum filizleri bu yüzden bu kadar önemli. Kuşların doğada yaptıkları beslenme tercihi ile sağladıkları optimum diyeti evde taklit edebilmemize imkan veriyor.
Sizin bu alıntı hakkında yorumlarınız nedir?
Son düzenleme: