Nur Nevra
Kullanıcı
Fark ettim ki foruma ilk dahil olduğumda kendimi tanıtacak bir yazı yazmamışım. Şimdi konu açıp da kendini tanıtanları görünce bi' heves ettim. Bir konu da benden olsun diyerek biraz sohbet biraz muhabbet havasında birşeyler karalayım istedim.
Ben Nevra ve 2006 doğumlu olarak övgülerle anılan Z kuşağının bir üyesiyim. İstanbul'da doğdum, İstanbul'da büyüdüm ve Allah nasip ederse İstanbul'da yaşamaya devam etmek istiyorum. Ortaokuldayken geçtiğim açık öğretim öğrenim sürecinden kaynaklı ve biraz da merkezden uzak yerde yaşamamın etkisiyle çok fazla boş zamana sahip olmuş ve bu zaman zarfında kuşlara merak sarmış birisiyim. İlk kuşum olan zebra ispinozları ve onlardan 1 yıl sonra aldığım sultan papağanı ile 12-13 yaşlarımdayken kuş beslemeye başladım. Şuanda ise o zamandan beri beslediğim, 7 yaşında olan güzeller güzeli bir sultan papağanına ve onun ailesine ev sahipliği yapıyorum. Arada farklı kuş türlerini bazen kısacık bir süre bazen aylarca besleme fırsatım oldu.
Teknolojinin geç girdiği ve TV'nin sınırlandırıldığı bir evde büyüdüğüm için okumayı ve araştırmayı severdim. Son yıllarda, gerek internetteki gerekse YouTube gibi mecralardaki bilgilerin yetersiz ve çelişkili gelmeye başlaması ile kuşlar hakkındaki araştırmalarımı daha akademik düzeye, yazılmış makalelere çekerken aynı zamanda bir meslek hayali de oluşturmaya başladım. Bir dönem çevremdeki insanlar benim veteriner olacağımı düşünse de hayvan hastalıkları pek benim ilgimi çekmiyordu. Ben daha çok hayvanın iç sistemini, beslenme şeklini, fizyolojisini öğrenmek ve bununla bir ürün ortaya çıkarmak istiyordum ve bu beni molekül biyoloji&genetik alanına itti. Şuanda ve aslında son 2 yıldır bu hedefim için üniversite sınavına hazırlanıyorum. Geçtiğimiz aylarda açıklanan sınav sonuçlarımın berbatlığı sebebiyle heyecan dolu bir sınav senesi daha beni bekliyor. Açık öğretime geçtiğim dönemden beri, korona sebebiyle online alınan sınavların da etkisiyle "ders" mefhumunu hayatımdan çıkarmanın sonucunu yaşıyorum da denebilir. Ama bence suçu biraz da sınava atarak kaytarabilirim. Çok güzel bir açıklama dinlemiştim dün: "Eskiden sınavdaki şıklarda 4 yanlış, 1 doğru olurdu ve sizden doğru cevabı isterlerdi. Artık 5 şıkkın 5'i de doğru ve sizden en doğrusunu istiyorlar"
. Benim ve sınava girecek diğer adayların adına oldukça iç açıcı bir tanımlama. Hakkımızda hayırlısı olsun diyip ders çalışmaya devam edeceğiz artık.
Aslında insanın kendisini yalnızca mesleki hedefi veya genel bir ilgi alanı ile tanıtması yanıltıcı olabilir. Bütün ısrarlarım sonucunda annemin 15 yaşımdayken bana aldığı elektrikli testereyle parmağımı kesişimi, beslediğim kuşlara yaptığım ahşap salma kafesleri, çizerken eğlendiğim karakalem eskizleri, çocukluktan beri her fırsatta tırmandığım ağaçları, insanlarla fikir tartışmaktan zevk alışımı, az biraz da şiddet yanlısı tarafımı da sizlere aktarmak isterim ki öyle çıtı pıtı sanılmayayım ^^ Ha bi' de geçen gün at ısırdı beni. Parmağımı. İstanbul'da. Evden markete giderken
. Yanındaki eşşek uysaldı oysa ki, atın da uysal olduğunu düşünmüştüm.
Ben Nevra ve 2006 doğumlu olarak övgülerle anılan Z kuşağının bir üyesiyim. İstanbul'da doğdum, İstanbul'da büyüdüm ve Allah nasip ederse İstanbul'da yaşamaya devam etmek istiyorum. Ortaokuldayken geçtiğim açık öğretim öğrenim sürecinden kaynaklı ve biraz da merkezden uzak yerde yaşamamın etkisiyle çok fazla boş zamana sahip olmuş ve bu zaman zarfında kuşlara merak sarmış birisiyim. İlk kuşum olan zebra ispinozları ve onlardan 1 yıl sonra aldığım sultan papağanı ile 12-13 yaşlarımdayken kuş beslemeye başladım. Şuanda ise o zamandan beri beslediğim, 7 yaşında olan güzeller güzeli bir sultan papağanına ve onun ailesine ev sahipliği yapıyorum. Arada farklı kuş türlerini bazen kısacık bir süre bazen aylarca besleme fırsatım oldu.
Teknolojinin geç girdiği ve TV'nin sınırlandırıldığı bir evde büyüdüğüm için okumayı ve araştırmayı severdim. Son yıllarda, gerek internetteki gerekse YouTube gibi mecralardaki bilgilerin yetersiz ve çelişkili gelmeye başlaması ile kuşlar hakkındaki araştırmalarımı daha akademik düzeye, yazılmış makalelere çekerken aynı zamanda bir meslek hayali de oluşturmaya başladım. Bir dönem çevremdeki insanlar benim veteriner olacağımı düşünse de hayvan hastalıkları pek benim ilgimi çekmiyordu. Ben daha çok hayvanın iç sistemini, beslenme şeklini, fizyolojisini öğrenmek ve bununla bir ürün ortaya çıkarmak istiyordum ve bu beni molekül biyoloji&genetik alanına itti. Şuanda ve aslında son 2 yıldır bu hedefim için üniversite sınavına hazırlanıyorum. Geçtiğimiz aylarda açıklanan sınav sonuçlarımın berbatlığı sebebiyle heyecan dolu bir sınav senesi daha beni bekliyor. Açık öğretime geçtiğim dönemden beri, korona sebebiyle online alınan sınavların da etkisiyle "ders" mefhumunu hayatımdan çıkarmanın sonucunu yaşıyorum da denebilir. Ama bence suçu biraz da sınava atarak kaytarabilirim. Çok güzel bir açıklama dinlemiştim dün: "Eskiden sınavdaki şıklarda 4 yanlış, 1 doğru olurdu ve sizden doğru cevabı isterlerdi. Artık 5 şıkkın 5'i de doğru ve sizden en doğrusunu istiyorlar"
Aslında insanın kendisini yalnızca mesleki hedefi veya genel bir ilgi alanı ile tanıtması yanıltıcı olabilir. Bütün ısrarlarım sonucunda annemin 15 yaşımdayken bana aldığı elektrikli testereyle parmağımı kesişimi, beslediğim kuşlara yaptığım ahşap salma kafesleri, çizerken eğlendiğim karakalem eskizleri, çocukluktan beri her fırsatta tırmandığım ağaçları, insanlarla fikir tartışmaktan zevk alışımı, az biraz da şiddet yanlısı tarafımı da sizlere aktarmak isterim ki öyle çıtı pıtı sanılmayayım ^^ Ha bi' de geçen gün at ısırdı beni. Parmağımı. İstanbul'da. Evden markete giderken